Makale Detay
İnsan (düşünce,duygu ve davranış)
25 Ekim 2014
Bir yağmur başladığında dünyada neler oluyorsa,insan bedeninde de aynı şey olur.Bulutlar bir araya toplanır,bir süre sonra şimşek çakar,gök gürler ve yağmur yağmaya başlar. Beyninizdeki nöron ağı sizin gökyüzünüzdür,size ait eşi benzeri olmayan,yaşam deneyimlerinizle oluşturduğunuz kişisel gökyüzünüzdür.Bedeniniz ise toprağınızdır. Beyninizde yaklaşık 100 milyar nöron vardır ve bunlar birbiriyle sinapslar yoluyla iletişim halindedir.Her bir nöronun diğeriyle iletişimi elektrik sinyalleri ile olur,tıpkı gök yüzünde şimşek çakması sonucu oluşan elektrik sinyalleri gibi,beynimizde de düşünceler oluşur. Daha sonra beynin hipotalamus bölgesinde bu düşüncelere uygun bir takım kimyasallar üretilir.Her düşüncenin bir kimyasalı vardır;öfkenin,sevginin,değersizliğin,kızgınlığın,korkunun,güvenin,aşkın vs. Beyinde üretilen bu kimyasallar nöropeptitler tarafından hücrelere aktarılır,peptitler ve hücre arasındaki ilişki,anahtar ve kilit arasındaki ilişkiye benzer. Böylece düşüncemiz ne ise çok kısa bir sürede ona uygun kimyasalı hücrelerimizde hissederiz ve buna da duygu deriz.Yani gökyüzünde oluşumunu tamamlayan yağmur yeryüzü toprağına düşmüştür. İnsana bu açıdan baktığımızda yine Anadolu Bilgelerinin bir sözüne geliriz;insan yerle göğün birleştiğidir. Ufuk çizgisinde sen varsın,o ince ,belli belirsiz çizgi sensin,mana orası,bakış açın tam olarak orada ve bakış açın sahip olabileceğin en özel ve tek şeydir,farkında ol ya da olma her an onunla var olursun.Buna beş kardeş kuralı denir;bakış açın algını,algın deneyimini,deneyimin gerçekliğini ve gerçekliğin seni yaratır.Yani bakış açını kontrol ettiğinde bütün yaşamını kontrol edip şekillendirirsin.Peki bakış açını belirleyen şey nedir;düşünce,duygu ve davranışlarından edindiğin deneyimlerdir.Şeyleri değiştirmekle uğraşmayın, bu boşa zaman kaybı olur,şeylere olan bakış açınızı değiştirin,böylelikle onlardan size gelen geri bildirim de değişir,yani onlarda değişir. Kunatum potansiyel alan,bir ayna gibi çalışır ona nasıl bakarsanız size bunu geri yansıtır.Size bir hikaye anlatacağım; çoklu kişilik bozukluğuna sahip bir hasta psikoloğuyla görüşmek için haftalık rutin görüşmelerinden birine gitmektedir. Aracına biner ve yola koyulur,yolda giderken gözünü bir arı sokar,çok canı yanar içinde bulunduğu acıyla psikoloğunun yanına gelir ve durumu anlatır,adamın gözü şişmiştir ve çok canı yanmaktadir .Psikoloğu hemen, bir göz doktoru olan başka bir arkadaşını arar ve bir randevu talep eder,göz doktoru ancak bir saat sonra müsait olabileceğini söyler,bu arada adamın hala canı yanmaktadır ve gözü iyice şişmiştir.Bu sırada psikoloğun aklına bir fikir gelir;çoklu kişilik bozukluğuna sahip bu hastanın kişiliklerinden biri acıya duyarsız bir kişiliktir. Psikolog hemen bir trans yaparak hastayı acıya duyarsız olan kişiliğine geçirir ve anında hastanın acısı tamamen gider,göz doktoruyla olan randevusuna gidene kadar,bir saat içinde gözünün şişi iner ve arı sokmasından eser yoktur.Göz doktoru duruma çok şaşırır,artık tedaviye gerek kalmamıştır.Adam evine gelir, ertesi sabah yine acı içindedir ve gözü şişmiştir çünkü arı soktuğu sıradaki kişiliğine geri dönmüştür.Bu, bakış açımız sayesinde şekillenen kişiliğimizin bedenimiz ve dolayısıyla yaşamımız üzerinde ne kadar etkili olduğunu gösteren çok güçlü bir örnektir. İnsan olarak bizi biz yapan bu yapının,kendimizin farkında olmak zorundayız,üstünde varlık bulduğumuz bu sonsuz potansiyel alanın doğru kullanımı hem içinde yaşadığımız zaman için hem de gelecek nesiller için ki onlar da bizden başkası değiller,çok önemli.Farkında olsan da olmasan da sen kendi düşüncenin yaratıcısısın ve bu yaratımı bilinçli yapmalısın.Bu sayede içinde yaşadığımız bu dünya herkes için daha yaşanılabilir bir yer olacaktır. Toplumsal aydınlanma bireysel bir süreçtir,aydınlanmış bireyler, aydınlanmış,özgür,sevgi ve refah dolu toplumlar yaratır. Kendini hafife alma,Kendini Bil. Farkında ve Sevgiyle Kalın. Metin KOr